Anayasa Mahkemesi'nin "Adeta Dolandırıcı" İfade Özgürlüğü Kararı
Makaleanayasa hukukuanayasa mahkemesiifade özgürlüğübireysel başvuruemsal karartemel haklarhakaret suçuanayasal yargıhukuki emsalmahkeme kararıcengiz şimşekdolandırıcılık faaliyeti2018/19950kamu görevlisiavukatlık hukuku

Anayasa Mahkemesi'nin "Adeta Dolandırıcı" İfade Özgürlüğü Kararı

Av. Ömer Faruk YAKAR
1 Ocak 2023
4 dk okuma
285 kez okundu

Dava Özeti ve Süreç

Anayasa Mahkemesi 03 Ocak 2023 Tarihli ve 32062 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2018/19950 Başvuru Numaralı Cengiz ŞİMŞEK başvurusunda:

Başvurucu davalı sıfatı ile yer aldığı İstanbul 5. Tüketici Mahkemesi'nin 2016/67 E. Sayılı dosyasına sunmuş olduğu cevap dilekçesinde davacılara (eski avukatlarına) yönelik "(...) hali hazırda sunmadığı hizmetlerin karşılığını tarafımı kendisini azletmeye yönelterek kolay yoldan kazanmanın derdine düşmüş davacı taraf, bir avukatlık hizmeti sunmaktan çok adeta bir dolandırıcılık faaliyeti yürütmektedir(...)" şeklindeki ifadeleri sebebiyle, davacı tarafça hakaret suçunu işlediğinden bahisle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet edilmiştir. Başsavcılıkla düzenlenen iddianamede hakaret suçundan cezalandırılması talep edilmiş ve İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi yaptığı yargılama sonucunda hakaret suçunun kamu görevlilerine karşı işlendiğini belirterek başvurucuyu 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasına mahkum etmiş ve fakat HAGB kararı vermiştir. Anılan karara itiraz da İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir.

İlgili Hukuk Normları

Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı

Madde 17 – Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti

Madde 26 – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
(Mülga fıkra: 3/10/2001-4709/9 md.)
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.

Hakaret

Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...)45 veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve Saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.

Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun şikayete konu sözleri kendisine karşı yürütülen icra takibinin haksız olduğunu ve görevlerini yapmayan şikayetçi avukatların hak etmedikleri bir parayı kendisinden tahsil etmeye çalıştıklarını ima ettiği, başvurucunun müştekilere sıfat yükleme saiki ile değil benzetme yoluyla eleştirmeye yönelik değer yargısı olduğu, başvurucunun ifadelerinin uyuşmazlık konusu ile ilgili olduğu, kamu görevlilerin diğerlerinden daha geniş bir eleştiri sınırı olması gerektiği, başvurucunun şikayete konu sözleri kızgınlık ve sorgulama ile söylediği ve başvurucunun bu sözleri sadece dava dilekçesinde dile getirdiği gerekçeleri ile başvurucunun Anayasa'nın 26. Maddesinde korunan ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine oyçokluğu ile karar vermiştir.

SORU: Anayasa Mahkemesi yukarıda ifade edilen sözlerin yargının üç sac ayağından diğer ikisi olan bir hakim veya savcıya karşı ifade edildiği halde de aynı hassasiyete göstererek ihlal kararı verir miydi?

Karşı Oy Gerekçesi

Yukarıda ifade edilen çoğunluk görüşüne katılmayan Anayasa Mahkemesi üyesi Kenan YAŞAR ise:

Başvurucu davalı tarafa yönelik "(...)adeta bir dolandırıcılık faaliyeti yürütmektedir(...)" demiştir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarınca "beni dolandıran, dolandırıcı" şeklindeki sözler kişinin haysiyet ve saygınlığını toplum nezdinde zedelediğinden hakaret sayılmaktadır. Başvurucunun "adeta" ifadesi de bu anlamı değiştirmemektedir. İfade özgürlüğü mutlak değildir. Anayasa'nın 26. Maddesinin 2. Fıkrasındaki sınırlamalara tabidir. İfade özgürlüğünün sınırlanma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa'nın 17. Maddesinin 1. Fıkrasındaki korumasından faydalanır. Gerekçeleri ile çoğunluğun ihlal kararına katılmamıştır. 04.01.2023

Av. Ömer Faruk YAKAR

Yazar Hakkında

Av. Ömer Faruk YAKAR - Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2022 mezunu olan Av. Ömer Faruk YAKAR; gayrimenkul, kira, kat mülkiyeti, kamulaştırma, idare, aile, ceza, ticaret ve icra hukuku alanlarında uzman avukattır. Staj ve meslek hayatında birçok duruşma, müvekkil görüşmesi ve arabuluculuk görüşmesi gibi alanlarda aktif olarak görev almış, sorumluluk almak ve bunu layığıyla yerine getirmek için elinden geleni yapmıştır.

Etiketler

anayasa hukukuanayasa mahkemesiifade özgürlüğübireysel başvuruemsal karartemel haklarhakaret suçuanayasal yargıhukuki emsalmahkeme kararıcengiz şimşekdolandırıcılık faaliyeti2018/19950kamu görevlisiavukatlık hukuku

Paylaş

Bu makaleyi paylaş

Hukuki Danışmanlık İhtiyacınız Var mı?

Bu konuda veya diğer hukuki meselelerde uzman ekibimizden danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.