Başvurucunun müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlali
Makaleanayasa mahkemesi kararıaile hayatına saygı hakkıvelayet davasıçocuğun üstün yararıbireysel başvuruanayasa 20. maddeanayasa 41. maddeçocuk haklarıistinaf mahkemesibilirkişi raporuaile mahkemesicinsel istismarvelayet değişikliğipozitif yükümlülükaile birliğiyargılama usulühak ihlaliantalya döşemealtıaile hukukuçocuk velayeti

Başvurucunun müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlali

Av. Ömer Faruk YAKAR
20 Nisan 2023
7 dk okuma
231 kez okundu

Anayasa Mahkemesi 20 Nisan 2023 Tarihli ve 32169 Sayılı Resmî Gazete yayımlanan 2020/21844 başvuru numaralı kararında; başvurucunun müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin talebini incelemiştir.

Başvuru ve Başvuruya Konu Olaylar

Başvurucunun İddiaları

Başvurucunun, yaptığı evlilikten 2013 yılında bir kız çocuğu dünyaya gelmiştir. Evlilik birliği 2015 yılında sonra ermiş ve çocuğun velayeti de annesine verilmiştir. Anne daha sonra başkasıyla evlenmiş, evlendiği kişi hakkında Anadolu Ağır Ceza Mahkemesinde müşterek çocuğa yönelik hakaret, tehdit ve çocuğun cinsel istismarı suçlamasıyla kamu davası açılmıştır. Bunun üzerine anne boşanma davası ikame etmiştir. Başvurucu 4 yaşında olan müşterek çocuğun velayetinin kendisine verilmesi talebiyle 27.02.2017 tarihinde İstanbul Anadolu 10. Aile Mahkemesi'nde dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; annenin eşinden ayrılma kararı aldığı için çocuğun kendisinde kalmasını talep ettiğini ve o günden beri çocuğun babaanne ve kendisiyle birlikte yaşadığını, annenin evlendiği kişi hakkında müşterek çocuğa yönelik eylemler nedeniyle hakaret, tehdit ve çocuğun cinsel istismarı suçlamalarıyla kamu davası açıldığını belirtmiş, çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması için velayetin değiştirerek kendisine verilmesini talep etmiştir. Başvurucu müşterek çocuğa dört aylık boşanma sürecine kadar annesi ve teyzesinin baktığını, çocuğun annenin eşinden ayrılma kararı aldığı tarihten beri annenin talebiyle babaanne ve kendisiyle birlikte yaşamaya devam ettiğini, çocuğu kreşe kendisini bıraktığını ve babaannesinin aldığını, esnek zamanlı çalışması nedeniyle çocukla uzun ve kaliteli zaman geçirebildiğini, çocuğun kendisine ait bir odasının bulunduğunu belirtmiştir. Başvurucu ayrıca annenin boşanma aşamasında olduğunu ve koruma kararı aldırdığını, bunun çocuk için risk oluşturduğunu, çocuğun anne tarafından korunamadığını ve annenin eşi tarafından istismar edildiğini, annenin kurulu bir düzeni bulunmadığını vurgulamıştır.

Annenin Cevabı

Anne cevap dilekçesinde; eşi ile boşanma davasının devam ettiğini, cinsel istismar fiilini öğrenir öğrenmez yasal yollara başvurduğunu, eşinden fiilen ayrıldığını ve koruma kararı aldırdığını, çocuğuna karşı bakım, özen ve koruma görevini hiçbir şekilde ihmal etmediğini, bu olaylar nedeniyle kendisine ev tutup düzen kurmak için çocuğu geçici olarak başvurucuya bıraktığını, 7 yıldır çalıştığı işyerinin başka bir şehre taşınması nedeniyle işsiz kalacağını ve başka bir şehirde olan ailesinin yanına taşınacağını başvurucuya anlatması nedeniyle başvurunun velayet davası açtığını ifade etmiştir.

Mahkeme Süreci

Mahkeme verdiği ara kararıyla çocuğun geçici velayetini, tedbiren başvurucuya bırakarak, anneyle kişisel ilişki kurulmasına kurulmasına karar vermiştir. Yargılama süresince İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Adli Tıp Enstitüsü Müdürlüğünden bilirkişi raporu alınmıştır. İlk derece mahkemesi yargılama sonucunda bilirkişi raporu, tanık beyanları ve çocuğun üstün yararı ilkesi gereği, çocuğun isteği de göz önünde bulundurularak davanın kabulüyle velayetin başvurucuya verilmesine karar vermiştir. Çocuğun annesi istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak velayetin anneye verilmesine ve başvurucu ile çocuğu arasında kişisel ilişki kurulmasına kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde annenin velayet görevini gereği gibi yerine getirdiğini, çocuğun cinsel istismarına ilişkin davanın beraat ile sonuçlanması nedeniyle bu olayın velayet hakkının değiştirilmesi sebebi olarak değerlendirilemeyeceği, çocuğun yaşının küçüklüğü nedeniyle anne bakım ve şefkatine muhtaç olmasın ve çocuğun üstün yararı ilkesi de dikkate alındığında velayetin değiştirilmesi yerine annede kalmasının daha uygun olacağından bahsedilmiştir.

Başvurucu başvurusunda istinaf mahkemesinin kararının yerinde olmadığı, istinaf mahkemesi kararında bilirkişi raporundan hiç bahsedilmediği, sadece çocuğun yaşının küçüklüğünün gerekçe gösterildiği gerekçeleriyle çocuğun üstün yararı ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Bu gerekçeler ile söz konusu kararın Anayasa'nın ailenin korunması ve çocuk haklarına ilişkin düzenlemelerine aykırı olduğunu belirterek aile hayatına saygı hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür

İlgili Kanun Hükümleri

Özel Hayatın Gizliliği

Madde 20/1 – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları

Madde 41 – Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.

Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruyu; adil yargılanma hakkına ilişkin ihlal iddialarının sıklıkla Anayasa Mahkemesine konu olduğunu ve sürecin ivedi olarak yürütülmesi de göz önüne alındığında eldeki başvuruyu aile hayatına saygı hakkı bağlamında değerlendireceğine karar vermiştir

Aile Hayatına Saygı Hakkı Kapsamında Değerlendirme

Aile hayatına saygı hakkı bağlamında devlet için söz konusu olan yükümlülük sadece müdahaleden kaçınmakla sınırlı olmayıp olarak pozitif yükümlülükleri de kapsamaktadır. Devletin pozitif tedbirler alma yükümlülüğü konusunda Anayasa'nın 20. ve 41. maddeleri ebeveynin çocuğuyla bütünleşmesinin sağlanması amacıyla tedbir alınmasını isteme hakkını ve kamusal makamların da bu tedbirleri alma yükümlülüğünü içermektedir. 41. maddede, her çocuğun yüksek yararına aykırı olmadıkça anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu açıkça belirtilmektedir. Ebeveyn ile çocukların birlikte yaşama istekleri aile hayatının vazgeçilmez bir unsuru olup EBEVEYN ARASINDA ORTAK YAŞAMIN KURULAMAMASI VEYA HUKUKEN YA DA FİİLEN SONA ERMİŞ OLMASI AİLE HAYATINI ORTADAN KALDIRMAZ. Anayasa'nın 41. maddesinin ifade edilen çocuğun yüksek yararı; mahkemeler, idari makamlar veya yasama organı tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde gezilmesi gereken bir ilkedir. Bu anlamda çocuklar üzerinde etki doğuracak bir işlem yapılacağı zaman bu işlemin çocuğunu yararına uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması aile hayatına saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından oldukça önemlidir.

Mahkeme Kararlarının Değerlendirilmesi

İlk derece mahkemesi velayet hususunda bilirkişi raporu almıştır. Çocuk ve davanın taraflarıyla birebir görüşmeler yaparak hazırlanan bu raporda belirtilen tespitlere dayanarak çocuğun velayetinin babaya verilmesine karar vermiştir. İlk derece mahkemesi çocuğun yaşadığı ve yargılaması devam eden cinsel istismar vakasının çocukla travmatik etkiler yarattığını vurgulamıştır. İlk derece mahkemesi söz konusu travmatik etkilere dikkate alarak çocuğun bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimlerinin sağlıklı bir ortamda sağlanmasının temini amacıyla çocuğun velayetinin kendisinden alınmış anne ile arasındaki güven ilişkisinin aşamalı olarak yeniden tesisi ve çocuğun eğitim durumunu, sosyal hayatının sekteye uğramaması için anne ile belirlenen sürelerde şahsi ilişki kurulması gerektiğini vurgulamıştır. Bununla birlikte Bölge Adliye Mahkemesi söz konusu karara neden katılmadığı yönünde yeterli bir açıklama yapmadığı gibi ilk derece mahkemesinin tanık beyanları ile tarafların ifadelerini ve tarafların özel koşullarını gözeterek ulaştığı sonucun neden çocuğun üstün yararına uymadığına dair bir değerlendirmede bulunmamıştır. Alınan kararda sadece çocuğun yaşına vurgu yapılmış ve bu yaştaki bir çocuğun annenin bakım ve şefkatine muhtaç olduğu annenin velayet görevini gereği gibi yerine getirdiği, çocuğun cinsel istismarına ilişkin davanın beraat ile sonuçlanması nedeniyle bu olayın velayetin değiştirilmesi sebebi olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Velayetin tespitinde çocuğun yaşının ve anne bakımına muhtaç olmasının önemli unsur olduğu yadsınamaz. Ancak uzman raporu, tarafların koşulları, çocuğun maruz kaldığı olaylar/riskler gözetilerek çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimine en uygun çözümü tercih edilmesi ve bunun çocuğun yararına olduğunun yeterli gerekçenin açıklanması gerekmektedir. İstinaf mercii tarafından çocuğun içinde bulunduğu koşulların ve yaşadıklarının tam olarak ortaya konulmak suretiyle çocuğun sağlığı gelişimi açısından üstün yararına olanın açık bir şekilde tespit edildiği söylenemez.

Anayasa Mahkemesi'nin Sonuç Değerlendirmesi

Velayet davalarınında asıl amacın tarafların iddiaları ile mevcut deliller değerlendirilmek suretiyle çocuğun üstün yararını olananın belirlenebilmesi olduğu hatırlatılmalıdır. Bu bağlamda yargılama süreci bir bütün halinde değerlendirildiğinde; istinaf merciinin velayetin değiştirilmesiyle ilgili ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında alınan tanık beyanları, bilirkişi raporu gibi velayet davasını etkileyecek nitelikteki incelemere niçin itibar etmediği yönünde bir gerekçe sunmadığını gözetildiğinde istinaf merciinin aile hayatına saygı hakkına ilişkin Anayasa'da belirtilen güvenceleri ve çocuğun üstün yararı ilkesini gözeten özenli bir yargılama yaptığı söylenemez. Açıklanan gerekçelerle aile hayatına saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediği anlaşıldığından Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

HÜKÜM:

1. Anayasa'nın 20. maddesinin güvence altına alınan AİLE HAYATINA SAYGI HAKKININ İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Kararın bir örneğinin söz konusu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılabilmesi maksadıyla YENİDEN YARGILAMA YAPILMAK ÜZERE İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesine iletilmek üzere İstanbul Anadolu 10. Aile Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE karar verilmiştir. 20.04.2023

Kararı Özetleyen
Av. Ömer Faruk YAKAR

Yazar Hakkında

Av. Ömer Faruk YAKAR - Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2022 mezunu olan Av. Ömer Faruk YAKAR; gayrimenkul, kira, kat mülkiyeti, kamulaştırma, idare, aile, ceza, ticaret ve icra hukuku alanlarında uzman avukattır. Staj ve meslek hayatında birçok duruşma, müvekkil görüşmesi ve arabuluculuk görüşmesi gibi alanlarda aktif olarak görev almış, sorumluluk almak ve bunu layığıyla yerine getirmek için elinden geleni yapmıştır.

Etiketler

anayasa mahkemesi kararıaile hayatına saygı hakkıvelayet davasıçocuğun üstün yararıbireysel başvuruanayasa 20. maddeanayasa 41. maddeçocuk haklarıistinaf mahkemesibilirkişi raporuaile mahkemesicinsel istismarvelayet değişikliğipozitif yükümlülükaile birliğiyargılama usulühak ihlaliantalya döşemealtıaile hukukuçocuk velayeti

Paylaş

Bu makaleyi paylaş

Hukuki Danışmanlık İhtiyacınız Var mı?

Bu konuda veya diğer hukuki meselelerde uzman ekibimizden danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.