
İstinaf kesinlik sınırının hukukiliği üzerine
Av. Ömer Faruk YAKAR
5 Nisan 2023
5 dk okuma
91 kez okundu
05 Nisan 2023 Tarihli ve 32154 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 16.02.2023 tarihli ve 2022/135 Esas, 2023/30 karar sayılı kararında;
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin İtirazı
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi HMK'nın 341. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin "ön alım hakkından kaynaklanan davalar" yönünden ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar
MADDE 341- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/34 md.) İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir:
a) Nihai kararlar.
b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.
(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.
(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.
(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.
(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.
a) Nihai kararlar.
b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.
(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.
(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.
(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.
(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.
Ön Alım Hakkı ve Kesinlik Sınırı
Ön alım hakkı malikin taşınmazı satması halinde ön alım hakkı sahibine, üçüncü kişilerden önce taşımanızı satın almaya etkisi veren bir hak olarak tanımlanabilir.
HMK'nın 341. maddesinde İstinaf Yoluna Başvurulabilecek Kararlar düzenlenmiştir. Anılan norma göre 3.000 türk lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu öngörülmüştür. Söz konusu cümlenin ön alım hakkından kaynaklanan davalar yönünden incelenmesi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır. Kanunun Ek-1'inci maddesi gereğince kuraldan yer alan parasal sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanmaktadır. Artırılarak belirlenen tutarın tespit edilmesinde hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınmaktadır. Bu suretle kuralda yer alan parasal sınırın yeniden değerleme oranında artırılması sonucu istinaf kesinlik sınırı 01.01.2023 tarihinden itibaren 17.830-TL dir.
İtirazın Gerekçesi ve Hak Arama Hürriyeti
İtirazın gerekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının istinaf merciince incelenemeyecek olmasının, Anayasa ile güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkını ve hak arama özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasa'nın 2., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan Hak Arama Hürriyeti "Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." şeklinde yer almıştır.
Hak arama hürriyeti, hakkaniyete uygun yargılama yapılmasının ve demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez nitelikteki adil yargılanma hakkını da kapsayan geniş bir içeriğe sahiptir. Hak arama hürriyeti, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı ve insan onuru kavramlarıyla yakından ilgilidir. Demokratik toplum düzeninin olmazsa olmazlarındandır. Bu sebeple demokratik hukuk düzeninde hakların korunması ve ihlallerin giderilebilmesi için hukuki yollar öngörülmüştür. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğü kapsamındaki hükmün denetlenmesini talep etme hakkı kişinin aleyhine verilen bir hükmün başka bir yargı mercii tarafından gözden geçirilmesini ve denetlenmesini isteyebilmesini teminat altına almaktadır. Bununla birlikte bu hak sonsuz olmayıp tabiatı itibariyle devletin kanuni düzenleme yapmasını gerektirdiği de açıktır. Bu bağlamda da kanun koyucunun takdir yetkisinin geniş olduğu göz önünde bulundurmalıdır. Bu açıdan bakıldığında söz konusu sınırlamanın da anayasanın 13. maddesinde öngörülen ölçütlere uygun olarak yapılması gerekir
Anayasa Mahkemesi'nin Değerlendirmesi
Sınırlamanın Anayasal Denetimi
İtiraz konusu kural uyarınca ön alım hakkına konu mal varlığının miktarının veya değerinin 17.830-TL'yi geçmemesi halinde ilk derece mahkemesi kararı kesinleşmektedir. Başka bir deyişle uyuşmazlık konusu hakkında yapılan yargılama kesin olarak sonuçlanmaktadır. Yargılamaların denetlenmesi mümkün olmamaktadır. Bu sebeple anılan kuralın hükmün denetlenmesini talep etme hakkına sınırlama getirdiği açıktır. İncelenmesi gereken husus sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesine uygun olup olmadığıdır.
Anayasa Mahkemesi'nin itiraz konusu kurala benzer kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar yönünden değerlendirdiği 24.02.2022 tarihli ve 2021/34 E, 2022/21 K. sayılı kararında; kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalarda, dava konusu uyuşmazlığı niteliğinin mal varlığının değerinin ne olduğunun yargı kararıyla ortaya çıkacak olması başka ifadeyle "taşınmazın değerinin mahkeme tarafından belirlenmesi olduğu" tespiti yapıldıktan sonra kamulaştırma bedelinin tespiti davaları da ilişkin kararların kesinlik sınırlarının hesaplanmasında hangi ölçütün esas alınacağına dair herhangi bir tereddüte yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak belirlenmediği gözetilerek hükmün denetlenmesini talep etme hakkına sınırlama getirilen kuralın kanunilik şartını taşımadığı sonucuna varılmıştır. Buna karşın somut başvuruda HMK'nın 341. maddesi ile Ek-1. Maddesinde sınırlamanın ayrıntılı olarak düzenlendiği gözetildiğinden kuralın kanunilik şartını taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ölçülülük İlkesinin Değerlendirilmesi
Öte yandan davaların en az giderle ve hızlı bir şekilde çözümlenmesi olarak adlandırılan usul ekonomisi ilkesi de kendisine Anayasa'da yer bulmuştur. Bu itibarla kuralın Anayasa açısından meşru bir amaca dayandığı da görülmektedir. Ancak sınırlamanın meşru amacının bulunması yeterli olmayıp ölçülü olması da gerekmektedir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere 3 alt ilkeden oluşmaktadır.
Ölçülülük İlkesinin 3 Alt İlkesi:
1. Elverişlilik: Anılan kuralın belirli bir değerin altında kalan malvarlığı uyuşmazlığının konu edildiği davalara ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulmasının davaların makul süre içinde sonuçlandırılması ve usul ekonomisinin sağlanması amacına ulaşma yönünden elverişli olduğu anlaşılmaktadır.
2. Gereklilik: Önem derecesini nispeten düşük olan davalarda verilen kararlara karşı istinaf yolunun kapatılmasının kanun koyucunun takdir yetkisinin kapsamında kaldığı ve hafif bir külfet yüklediği anlaşılmaktadır.
3. Orantılılık: Belirlenen parasal sınırın davanın taraflarının ekonomik ve sosyal güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek derecede olduğu gözetildiğinde kuralın amacı ile hükmün denetlenmesine getirilen sınırlama arasında makul dengenin de gözetildiği ve kurulun orantısız bir sınırlamaya neden olmadığı anlaşılmıştır.
1. Elverişlilik: Anılan kuralın belirli bir değerin altında kalan malvarlığı uyuşmazlığının konu edildiği davalara ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulmasının davaların makul süre içinde sonuçlandırılması ve usul ekonomisinin sağlanması amacına ulaşma yönünden elverişli olduğu anlaşılmaktadır.
2. Gereklilik: Önem derecesini nispeten düşük olan davalarda verilen kararlara karşı istinaf yolunun kapatılmasının kanun koyucunun takdir yetkisinin kapsamında kaldığı ve hafif bir külfet yüklediği anlaşılmaktadır.
3. Orantılılık: Belirlenen parasal sınırın davanın taraflarının ekonomik ve sosyal güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek derecede olduğu gözetildiğinde kuralın amacı ile hükmün denetlenmesine getirilen sınırlama arasında makul dengenin de gözetildiği ve kurulun orantısız bir sınırlamaya neden olmadığı anlaşılmıştır.
Dolayısıyla ön alım hakkına konu mal varlığının miktarının veya değerinin belirli bir meblağa geçmediği davaların ilk derece mahkemesi kararları ile kesinleşmesinin gerekli kriterlerini karşıladığı değerlendirilmiştir. Kural hükmün denetlenmesini talep etme hakkı yönünden ölçüsüz bir sınırlama niteliği taşımamaktadır.
Sonuç
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir. Yıldız SEFERİNOĞLU'nun karşı oyu mevcuttur.
HÜKÜM:
6100 sayılı HMK'nın 341. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin "ön alım hakkından kaynaklanan davalar yönünden" Anayasaya aykırı olmadığına ve İTİRAZIN REDDİNE, Yıldız SEFERİNOĞLU'nun karşı oyu ve oy çokluğuyla 16.02.2023 tarihinde karar verildi. 05.04.2023
6100 sayılı HMK'nın 341. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin "ön alım hakkından kaynaklanan davalar yönünden" Anayasaya aykırı olmadığına ve İTİRAZIN REDDİNE, Yıldız SEFERİNOĞLU'nun karşı oyu ve oy çokluğuyla 16.02.2023 tarihinde karar verildi. 05.04.2023
Kararı Özetleyen
Av. Ömer Faruk YAKAR
Av. Ömer Faruk YAKAR
Yazar Hakkında
Av. Ömer Faruk YAKAR - Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2022 mezunu olan Av. Ömer Faruk YAKAR; gayrimenkul, kira, kat mülkiyeti, kamulaştırma, idare, aile, ceza, ticaret ve icra hukuku alanlarında uzman avukattır. Staj ve meslek hayatında birçok duruşma, müvekkil görüşmesi ve arabuluculuk görüşmesi gibi alanlarda aktif olarak görev almış, sorumluluk almak ve bunu layığıyla yerine getirmek için elinden geleni yapmıştır.
Etiketler
anayasa mahkemesi kararıistinaf kesinlik sınırıhak arama hürriyetiön alım hakkıhmk 341. maddeanayasa 36. maddeanayasa 13. maddeölçülülük ilkesiusul ekonomisibireysel başvurubölge adliye mahkemesimalvarlığı davalarıyargı denetimiadil yargılanma hakkıhukuki güvenlikmülkiyet hakkıantalya döşemealtımedeni usul hukukutemyizyargı kararı
İlgili Yayınlar
Hukuki Danışmanlık İhtiyacınız Var mı?
Bu konuda veya diğer hukuki meselelerde uzman ekibimizden danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.


